Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir.

Edebiyat

Karaçay Malkar Edebiyatı ile ilgili Makaleler

Kafkas halklarından olan ve 2000 yıldan beri Kuban ırmağının kaynağı Elbruz dağının doğu ve batısındaki dağlık arazide ve derin vâdilerde yaşayan Karaçay-Malkar Türkleri hakkında bilinen rivâyetlerden birisi de Karaçaylılar’ın Anadolu Türkleri’nin bir kolu olduğudur. Karaçay ve Malkar adları aslında bu Türkler’in yaşadığı birer coğrafi bölge adı olmasına rağmen, Sovyet politikası neticesi -diğer Türkler’de de görüldüğü gibi- birbirinden farklı dile, kültüre ve târihe sâhip iki ayrı halkmış gibi gösterilmiş ve Karaçaylılar ile Malkarlılar birbirinden koparılmaya çalışılmıştır.

Kışhı suvuknu tamam da katı künlerinde, boran etip karla suvurulgan bir keçede duniya carıkga közlerimi açhanma. Anam harip aythanña köre, 1938-çi cıl Bayrım aynı al künlerinde tuvganma. Alay a kagıtımda Toturnu al ayını 11-çi künü cazılıpdı. Har nege da esim cete tebregen zamanlarımda atımı caratmay “munu maña nek atagansız?” dep atamı-anamı katı soruvga tuthanımı bügün da eskereme. Bu zatnı üsünden atam harip bılay aytıvçan edi: bizni elde “efendi” bolup işlegen Acilanı Aliysa Efendini caşı Harun Efendi’ni Başüyük elde caşagan egeçi Hanifa’nı katı avrugan haparı keledi.Harun Efendi guzaba ketip egeçin aladı da İstanpul şaharga baktırırga eltedi.

İslâmî Türk Edebiyatı’nda Güvercin Hikayesi, Kesikbaş Hikayesi, Dâstân-ı Geyik, Dâstân-ı İbrahim gibi halkın anlayabileceği sade bir dille türlü dinî hikayeler yazılmış ve basılmıştır. Özellikle Anadolu sahasında yazılmış bu tür eserlere kütüphanelerde ve özel kitaplıklarda çokça rastlanır [1]. Müstakil manzumeler dışında, Klasik Türk Şiiri’nde beyitlerde çeşitli vesilelerle geçen [2] İsmail Kıssası da bunlardan birisi olup Kur’an-ı Kerim’de şöyle yer alır:

Karaçaynı belgili nazmuçusu, cazıvçusu emda camagat kullukçusu Laypanlanı Bilal, Karaçay-Çerkes Devlet Universitet canından Nobel savgaga tecelgendi. Ol, bütev Türk Duniyaga kuvançdı emda sıydı. Barıbızga da ullu maganası, hayırı da bolluk bu işni başlathanla va cer cüzünde atları aytılgan adamlalla: Çingiz Aytmatov, Olcas Süleymanov degença. Karaçay-Çerkes devlet universitetni Alim Keññeşine ala cazgan mektubnu da, Universitetni onovun da, Bilalnı caññı kitabından bir bölek nazmusun da okuvçulanı tilekleri bla basmalaybız.

Her milletin hayatında özellikle de yazı dilleri geç kurulan halklarda folklor'un büyük bir önemi olduğu şüphesizdir. Folklor halkın düşünce hazinesidir çünkü halk yıllardan beri hayatında görmüş olduğu acı ve sevinçlerini hayata bakışını iyilik arzusunu, âdet, töre, ahlâk gibi değerlere tapınmayı asırlar boyu nesilden nesile geçirerek folklorunda korumuştur. Söz ustalarının, isimleri unutulmuş olan şairlerin işlerinin taş ustalarının işlerinden daha da güçlü daha da kuvvetli olduklarını biz bugün de görüyoruz. Taştan yapılmış kuleleri zaman rüzgarı süpürmüşse de, halkın fikir hazinesi, masalları, efsaneleri, şarkıları ve ata sözleri 20. asırda da yeniliklerini kaybetmeden halkın yüreğinde yaşamaya devam ediyorlar. Bazen folklorik eserler ise dünya kültürünü zenginleştiren parlak yıldızlar gibi olmuşlardır. Böyle folklorik değerlerden biri de Kırgız halkının destanı Manas'tır.

İnsanoğlu, doğada egemenlik sağlamak için araçlar yapıp, çalışırken kendi sesini de bir araç gibi kullanmayı denemiştir. Çıkardığı seslere belirli anlamlar yükleyerek ses dilini oluşturmuştur. Sesini bir araç gibi kullanma, insana soyutlanma ve düşünme gücünü vermiştir. Böylece onun yaşamını öteki canlılardan ayıran, onu üstün kılan yeni bir araca adına dil dediğimiz anlatım ve bildirişim aracına sahip olmuştur. İnsanoğlu daha sonra bu yeni araçla büyülü anlamlarda donatılmış sözcükler oluşturmaya başladı. Bu amaçla insanlar yine doğaya egemen olma gayesini güdüyorlardı. Bunun sonucunda toplumların ortak yaratıkları olan mitolojiler, epikler doğdu. Daha sonra bu ortak yaratıklar estetik bir biçime kavuştular. İnsanlar bu yolla; dokusunda masalla tarihin, gerçekle düş gücünün iç içe olduğu; tarihsel ve toplumsal olayları anlatan, uzun soluklu geniş oylumlu öyküleme şiirler yaratmaya başladılar.

Çuvak kökden kölek tigib kiyseñ da Culduzladan tüyme etib tikseñ da Sen ıylıkma atañ kiygen kiyimge Kaptalında anı halı tüymege Sen ıylıkma topurak başlı üylege Sen ıylıkma atañ ösgen tiyrege Seni sıyıñ, namısıñ da alada Caşasañ da nakut-nalmaz kalada Çiy altından çuruklanı kiyseñ da Canıñ savdan esgertmeñi körseñ da Sen ıylıkma atañ kiygen çabırga Tav Curtuñda erle kazar kabırga Başha halknı töben etib küreşseñ Tukum saylab halknı eki üleşseñ Ana tilni uçuz etib söleşseñ Adamlıgıñ cokdu, aña ıylık sen...

«Militsiya bek korkuvlu, savutlu amanlıkçı cıyınnı izleydi. Bu amanlıkçıladan ne az da xaparı bolgan, bizge bildiririn tileybiz. Bildirgenni atı taşada kallıkdı, kesine da bir million som berillikdi. Amanlıkçılanı kollarından açıganla aytxañña köre caraşdırılgan suratlaga igi karagız. Camagat, bu adam türsünlü canıvarla sizni aragızda aylanalla. Sak boluguz, eslegenley bizge bildirigiz.» Ahmat bu kagıtnı avtobusnu kabırgasından kişige esletmey cırtıb alıb, can hurcununa saldı. Alay a, caññı miññen sagatında bir eski çamçı tanışına tübeb kalıb, anı sözlerinden cunçuganı esinden keterge unamaydı.

Off Canvas sidebar is empty

Login

{loadmoduleid ? string:? string:? string:? string:? string:? string:? string:? string:? string:? string:261 ? ? ? ? ? ? ? ? ? ?}