kamatur.org Deneme Yayını

Mingi tavnu başı akdı karladan Eteginde çiçek tolu kırladan Keçem künüm sanga bolgan cırladan, Başga bir zat tüşünmeyme Mingi Tav ! Azamatıng, ullulugung alaydı, Seni körgen unutalmay cılaydı, aldamayma kertisida bılaydı, Başga bir zat tüşünmeyme Mingi Tav ! Nasip bolmayt suvlarıngdan içerge, Caşil uzun otlavıngdan biçerge, Etalmadım sanga bir col seçerge, Başga bir zat tüşünmeyme Mingi Tav! Ayrılırga süymegenle alaydan, Ketgenleri bolmagandı kolaydan, Buşuv etseng nege carar bılaydan, Başga bir zat tüşünmeyme Mingi Tav! Cılaganın unutalmay köp turdum, Atabıznı, nek etgenin hep sordum Aytgan sözü: "KAYDA OL ARUV CURTUM ?" Başga bir zat tüşünmeyme Mingi Tav! Ming kazavat, ming kıyınlık körgense, Kerek bolsa kanatlarıng kergense

Eski Türk sosyal hayatında tesiri kuvvetli bir müessese olan avcılık faaliyeti aynı zamanda bazı dinî inançların da doğmasına sebep olmuştur. Avcılıkla ilgili bu dinî inançların başında; dağların, ormanların ve hayvanların koruyucu ruhları olduğu inancı vardır. Eski Türk inancına göre avın verimliliği ve zenginliği tamamıyla bu ruhların himâyesi altındadır. Eski Türk kültüründeki avcılıkla ilgili bu inançlar zamanla halk edebiyatına tesir ederek destan ve efsanelere aksetmiştir. Karaçay-Malkar “Biynöger” ve Kırgız “Kococaş” destanları bu tesirin en güzel örneklerindendir. Her iki destanda da geyiklerin koruyucusu tarafından lânetlenerek felâkete uğrayan bir avcının hikâyesi konu edilmektedir. Her iki destanın muhtevası ve tipolojik motifleri, birkaç farklılık dışında, birbirine çok benzemektedir.

Karaçay-Malkar şiirinin en büyük üstadı kabul edilen  Kaysın Kuliy [1917-1985], eski Sovyetler Birliği ile Sovyet bloku ülkeleri çapında çok meşhur bir şairdir. Türkiye’de pek bilinmemesine karşılık eskiden Sovyet hâkimiyetinde bulunan Türk ülkelerinin hepsinde çok iyi tanınmaktadır. Kaysın Kuliy ilk ve orta tahsilini memleketinde tamamladıktan sonra 1935 yılında Moskova’ya giderek gündüzleri Anatoli Lunaçarski Tiyatro Enstitüsüne ve akşamları da Maksim Gorki Edebiyât Enstitüsüne devam etmiş ve her iki enstitüden de 1940 yılında mezun olmuştur. Memleketine döndükten sonra Nalçik şehrinde edebiyât dersleri vermeye başlayan Kaysın Kuliy, II. Dünya Savaşının başlaması üzerine kendi isteğiyle Kızıl Orduya yazılmış ve cepheye gitmiştir.

Başhüyük elni 100 cıllıgı bla algışlayma. Bu nazmunu da ol kuvançha atayma. Başhüyük elçileni barına da savluk, esenlik, nasıb caşav tileyme.

Hannı kızını nesin aytasa! Ol erşi bolsa da kalgan kızlanı ariuları bla teng bolgandı, ariu bolsa ua, ol tab kökden tüşgendi deb aytılgan bir ömürle bolgandıla. Ol sebebden, ‘hannı kızı kibik’, deb halknı avuzunda cürügendi. Anga köre, hannı kızı caşladan saylab, kesi baçamasına barmagan adet bolgandı. Hanlanı kızları erge çıgardan algın, alanı tilegen caşlanı kıyın cumuşla bla sınagandıla. Taza cigitligin körgüztalgan caşha carlıdı, baydı, biydi, kuldu deb da karamay, bara bolgandıla. Haparda aytılgannga köre, ozgan ömürlede bir bay hannı cangız bir ariu kızı bolgandı. Ol bir kün kızın kesine çakırıb: - Kızım, endi men kart bolganma. Kesim saulay seni erge berirge süyeme. Kralımda kimni saylay eseng da ayt,- dedi.