TPL_OFFCANVAS_EMPTY_ERROR

Genel

TOYGA BARABIZ DEB COLGA ÇIGIB KAPAKBAŞINDA KALGAN SEGİZ CAŞ [COMAK]

Gönül isterdi ki "comak"ın dili de ismi gibi Karaçayca olsun, ama maalesef "comağa ifade kazandırmaya çalışan" o kadar maharetli değil. Yine de ara ara sembolik olarak da önem arz eden kavramların ve durumların kelimelerini Karaçaycadan seçme eğilimindeyim. Bu bir roman olmadığı için kahramanlarımızın ruh hallerinden bahsedemeyeceğim ancak şunu söylemek zorundayım ki hepsi de kimine göre kaybetmiş kimine göre kazanmış olabilirler ama hayatın anlamsız ilerleyişinde birbirlerinden de destek alarak olduğundan daha anlamlı bir hayat yaşamaya çalışan insanlardır.

TOYGA BARABIZ DEB COLGA ÇIGIB KAPAKBAŞINDA KALGAN SEGİZ CAŞ [COMAK]

Talha Özcan

Gönül isterdi ki “comak”ın dili de ismi gibi Karaçayca olsun, ama maalesef “comağa ifade kazandırmaya çalışan” o kadar maharetli değil. Yine de ara ara sembolik olarak da önem arz eden kavramların ve durumların kelimelerini Karaçaycadan seçme eğilimindeyim.

Bu bir roman olmadığı için kahramanlarımızın ruh hallerinden bahsedemeyeceğim ancak şunu söylemek zorundayım ki hepsi de kimine göre kaybetmiş kimine göre kazanmış olabilirler ama hayatın anlamsız ilerleyişinde birbirlerinden de destek alarak olduğundan daha anlamlı bir hayat yaşamaya çalışan insanlardır. Ve belki de işin içine biraz duygusallık karıştırarak diyorum ki bu caşların hepsinde yürek vardır.

Bayramın Birinci Günü

Köylü köyü gezer, bayramlaşır, şakalaşır, eğlenir. Caşlar daha evvelden de belli olan toyun haberini almışlardır. Bu haberi alan veya kulaktan dolma duyan diğer caşlar vardır. Bir de bunların yanında toyun haberini alır almaz aklına toy akşamı “oraya gitmek”i tahayyül eden sekiz caş vardır.

Şimdi bayrama ve bayramın köydeki (Yakapınar) muhteşem ortamına hiç girmeyelim ve bu sekiz caşla devam edelim.

Bayramın İkinci Günü

Bayramdan en çok istifade eden Yakapınar’ın kendisidir ve akşam olmuştur. Yakapınar’ın kahve ve camiden sonraki toplanma görüşme merkezi Kapakbaşı. Şimdi bir de cep telefonlarının maksimum kapsama alanına sahip olmasıyla da ayrı bir önem kazanmıştır. Şöyle açıklamaya çalışayım ki eğer Yakapınar, İstanbul olsaydı güneşin batışının en iyi izlenebileceği tüm mekana hakim bölgesi Kapakbaşı olurdu. Neyse, akşam olmuştur ve Kapakbaşında sekiz caş toplanmıştır. Aralarında hararetli konuşmalar geçmektedir. Biraz yaklaşalım ve ne konuştuklarını bir görelim.

Kahramanlarımızın ağzından cümleler nakletmeyeceğim. Çünkü onların hangi kelimeleri kullanarak konuştuklarıyla ilgilenmiyoruz. Dedikleri de şuydu: “Kime gidelim, kimden araba isteyelim, kim bizi Çiftelere toya götürür. Şunda araba var, bunda var. Şu hayatta götürmez, buna yine de bir söyleyelim... vs...”

Bu konuşmalara bakınca toya gidip gitmemekte tam kararlarını verememiş ve toya gideceğiz derken Kapakbaşından öteye gidemeyecek sekiz caş görürsünüz.

Toya gitme girişimleri şöyle devam eder: Kahveden taksici tanıdığı olan biri çağrılır, taksicinin pazarlıklı kaç paraya Çiftelere götürüp-getireceği öğrenilir. Taksici ise götürüp-getiremeyeceğini onun yerine götürüp bırakmak için ödenebilecek bir miktar teklif eder. Bu olay biraz heyecan biraz daha hararetli konuşmalar getirse de taksici tanıdığı olan kahveden çağrılan kişiye teşekkür edilir ve gönderilir. Bu arada arabası olan birilerine de durum anlatılmış ve cevap beklenmekte veya olumsuz cevaplar alınmıştır. Cevap beklenenlerin de ne olacağını şimdiden söyleyeyim, onlar da yan kıracaklardır.

Sekiz caş artık yavaş yavaş oraya buraya gidip gelmekte, ikili üçlü görüşmeler yapmaktadırlar. Aralarında bazıları veya hepsi de akıllarından gidememe ihtimalini kabul etmeyi geçirmeye başlamışlardır.

Bu arada bir gelişme olur. Ara ara dağılan caşlar tekrar Kapakbaşında bir araya geldikleri bir sırada herkesin toydan vazgeçmesine neden olacak bir haber getirir sekiz caşdan üçü. Haber şudur: “Çiftelerin Karaçay köyü olan Belpınar’da ve Çiftelerde o gün ölümler olmuştur.” Bunun toy yapılmasına yansıması: yas gerekçesiyle sadece nikah olması ve toy yapılmaması şeklinde olursa toya gitmenin yatması şeklindedir.

Bu haber sekiz caş arasında sebepsiz yere bir gerilme oluşturur. Hemen telefonlara sarılınır ve gerek Çiftelerde toy mahallinde olanlardan, gerekse Eskişehir’de toya gideceği bilinenler aranır. Malumat alınır. Son durum sorulur. Ve anlaşılır ki toy olacaktır. Bu anlaşılma daha sonradan telefondan “kobuz tavuş” gelince tam pekişmiş olacaktır.

Toyun olacağı anlaşıldığına göre araba bulma çabalarına devam edilmelidir. Gitmeler gelmeler sürmektedir. Artık olumsuz yanıtlar da çoğalmıştır. Ümitler azalmaktadır. Gitsek de olur, gitmesek de olur ayağındakiler masa tenisi oynamaya köyün düğün salonuna gitmeye başlamıştır. Saat 22.00 civarındadır. Artık comağın adında kendini hissettiren kırılma gerçekleşmek üzeredir. Bu kırılmayı pinpon derdinde olan laf kalabalığı yapan şahıslar da bilerek veya bilmeyerek körüklemektedir.

Kırılma gerektiren bu anda, henüz toy yeni yeni hareketlenmesine rağmen, sekiz caşın en gençlerini oluşturan üç caş - ki bunlar toyun olmayacağı haberini duyuranlardı - bakkaldan öte beri alıp bir eve gidip kendi alemlerini yapmaya karar verirler. Bu kararı almalarında tecrübe eksikliğinin gençlik cesaretini yendiğini görebiliriz.

Geriye kalan beş caş da artık Kapakbaşında değildir. Zira, Kapakbaşı ziyadesiyle soğumuştur. - Malum Yakapınar’ın yüksek noktası. - Bazısı masa tenisine eşlik etmekte bazısı kah dışarıda kah kahvede etrafı kolaçan etmektedir. Aramalar soruşturmalar neticesinde birisi onları götürüp bırakabileceğini söyler. Bunu ciddiye alırlar. Ama dönüşü problem edenler olur, tıpkı taksici olayındaki gibi. Bunun üzerine ortada biraz “sonunu düşünen eğlenemez” geyiği döner, sinirler gevşer, bünyeler rahatlar...

Saat 23.00’ü biraz geçmiştir. Beş caşın üçü masa tenisinde, ikisi dışarıda bir yerlerdedir. Bu sırada dışarıdaki ikisi gelir. Gözle görülür bir heyecanlılık bir kıpırdanma hali vardır üzerlerinde. Hemen masa tenisini bırakmalarını çünkü toya gideceklerini söylerler.

Buradan bir diyalog aktarayım:

Toya gidileceği söylendikten sonra,

- Ne bla barıkbız alan ?

- Uçak tutdum, neteriksiz ne bla barıgıbıznı, hayda turuguz!

Saat 24.00’e gelmektedir. Toya gitmekte ısrarcı olabilmiş beş caş toparlanır, ne ile gidileceğini görmeye giderler.

Onları toya götürecek aracın adı “hiji”dir. Bu “hiji” bu comaktan çok daha aksiyonlu hikayesi olan ilginç modifiyeler geçirmiş bir kamyonettir. Ön tarafa şoförün yanına bir kişi daha oturabilmektedir. Arkada üstü kapalı kasası bulunmasına rağmen biraz rüzgar almaktadır. Arka kısmın altına toy için kalın döşekler serilmiş ve arkada gideceklere görece konforlu ortam sağlanmıştır.

Böylece saatimiz 24.00’ü biraz geçmişken, Yakapınar’dan bir “hiji” ile beş caş ve “hiji”nin fedakar sayabileceğimiz şoförü Çifteler’e doğru yola çıkarlar.

kamatur.org

Karaçay Malkar Türkiye

Login

{loadmoduleid ? string:? string:? string:? string:? string:? string:? string:? string:261 ? ? ? ? ? ? ? ?}