kamatur.org Deneme Yayını

Tañnı töben canı az belgi berirge Tögerekni askerle aldıla. Atala, karnaşla Barı da uruşda, Bizge ne kıyınlık saldıla! Tavuk kıçırıgı, sabiy cilyaganı Cürek cavuñu aşay turalla.  Oy, kart kişileni, tişirıvlanı Uşkok kalak bla uralla. Kıyınalıp işlegen bizni collarıbız Kaldıla bukulap, çars etip. Carlı Karaçaynı koratıp baralla, Bu Kavkaz tavladan tas etip. Bizni curtubuzdan sibirip baralla, "Studebekerle" küçlü duvulday. Ay, carlı Kavkazım, sen kalıp ketgense, Narat terekleriñ şuvulday. Koylanı sürgença, bu biz carlılanı, Kuvup, vagonlaga cıyalla. Bıllay kıyınlıknı körüp, kötüralmay, Ay da, kün da birden cilyayla. Oy, Miñi tavubuz bizge cilyay kaldı, Ol ak sakalın da suv etip. Mından nek koratıp baradıla bizni, Günyahıbız bolmay, kuv etip? Karaçay Kobanı karalıp cilyaydı.

Hicri 1322 (M. 1904) tarihini taşıyan mecmua, kendisi de Karaçay Türk’ü olan Dr. Yılmaz Nevruz’da bulunmaktadır. Sayın Nevruz, eseri daha önce “Karaçayca Bir El Yazması mecmua ve Yusuf Haçır’ın Dini Manzumeleri” [1] adıyla tanıtıp, mecmuada yer alan dini manzumelerden Yusuf Haçır’a ait olanlarını da neşretmiştir. Eser 54 sayfa olup 13X20 cm ebatındadır. Her sayfada 12 satır vardır. Mecmuada Karaçay Türkçesiyle toplanan dini manzumelerin yanında, Arapça dini manzume ve dualar da vardır. Eserde Kaside-i Şerif, Kaside-i Hasan, Cuma Selası, İman-İslam Manzumesi, Silsile-i Tarikat-ı Nakşibendiyye gibi manzumelerin yanında Yusuf Haçır, Balkarlı Muhammedü’l Varaki ile Derviş İbrahim Dağıstani’ye ait çeşitli dini manzumeler de yer almaktadır [2]. Dr. Yılmaz Nevruz’un verdiği bilgiye göre, eser Kafkasya’da yaşayan müderris Geriy Afendi’ye öğrencisi Sadat Afendi tarafından derlenerek sunulmuştur.

Nart, Adige ve Abhaz dilindeki ne=göz ile vermek anlamına gelen tın fiilinden birleşik netın>nertın>nart gelişmesiyle izah edilmeye çalışılmaktadır. [1] Bu izahın dışında Hint-Avrupa dillerindeki nıthra=güçlü kuvvetli erkek anlamına gelen kelimeyle birleştiren bir etimoloji [2] ile Moğolca güneş anlamına gelen nara ile Osetince –t çokluk ekiyle türediği yolundaki açıklamalar mevcuttur. [3] Bunlar, fonetik ve semantik yönden dayanağılmayan izahlardır. Nart kelimesinin menşei belli olmamakla birlikte, Nart Destanları üzerindeki yoğun tartışmalar sürmektedir. Bunların temeli Yunan mitolojisindeki [4] bazı tanrı ve mitler ile olayların Nart destanlarında paralellikler olmasına dayanır. Bundan hareket eden Kuzey Kafkasya halklarına mensup Adige ve Abhaz ilim adamları, Yunan mitolojisindeki bu motiflerin Kuzey Kafkas halkları arasında söylenegelen Nart destanlarından geldiğini iddia etmektedirler. [5] George Dumasil gibi ilim adamları ise bu destanlara Hint-Avrupa asıllı İran, Alan, İskitlerin kaynaklık ettiğini savunmaktadırlar. [6] Aslında, son araştırmalarla Alan ve İskitlerin Hint-Avrupa mahreçli olmadıkları yolunda ciddî materyaller elde edilmiştir. [7]

Türkler arasında, ay ile güneş insanlara iyilik getiren ve onları koruyan iki kutlu ve güçlü varlık olarak anılırlar. Ay ile güneş, insanoğlunu her zaman göz altında bulundurur ve onları kötü yola sapmadan korurlardı.[1]  Ay ile güneşin  kutsallığı Uygur Türklerinde de ‘Ay tenride kut bolmış külüg bilge kagan’  şeklinde unvan tanımlarında karşımıza çıkar. Tanrı dininin tesiriyle Türk  dünyasının büyük çoğunluğunda ay ve güneşle ilgili inanışlar, bunlara bağlı efsanelerin ortaya çıkmıştır. Bu inanışlar günümüze kadar gelmiştir. Zaman içerisinde değişik görüntüler veren ay üzerine, muhtelif efsaneler de türetilmiştir. Yakut Türklerindeki ‘ay-dede ile öksüz kız’,  ‘ay-dedeyi yiyip bitiren kurtlar’, ‘ay ve yıldızları yiyen yedi başlı dev’, Altay Türklerindeki ‘ay-dede ile yedi başlı devin savaşı’  gibi efsanelerin dışında Yakut Türklerindeki ‘Ay dolun olup da gökte bir tepsi gibi parlayınca kurtlar ile ayılar aya hücum edip, ayı yiyorlarmış.”  mahiyetindeki inanışlar da bulunmaktadır. [2] Ay tutulması esnasında, silâh atmak,  teneke çalmak,  gürültü çıkarmak ve İslâmiyet ile birlikte ise dualar etmek,  Türk dünyasında bilinmektedir.

«Biynöger» degen Karaçay halk-epikalı poema XIII ömürnü ayagında — XIV ömürnü allında Bashan özende Basiyat kalada etilgendi. Bu poemanı endige deri basmadan çıkgan üzügüne cırdı deydile. «Biynögerni» basmalanñan keseginde sücetni, kompozitsiyanı tabmaklık kıyındı, kesi, da poemanı makamına kelişmeydi. Birinçi. kere «Biynögerni» sabiylikde Koçharlanı Bagırnı caşı Kasbotdan, Lepşoklanı Haciret-Navruzdan ürenñen edim. Poemanı variantların 1949 cıldan beri cıyama. Anı usta cırlab, tekstin aslam bilgenle bıla edile: Bostanlanı Kokay [Kızıl Oktyabr], Hubiylanı, Muhammat, Semenlanı Dolin [Sarı-tüz], Batçalanı Dobay [Morh], Bayçoralanı Mussa [Ogarı. Teberdi], Habiçlanı Ahıya [Karaçay Şahar], Ortabaylanı Muhacir [Taşköpür], Hubiylanı Husey [Sıntı], Ezdenlanı Tompa [Hurzuk], Semenlanı İsmail [Ogarı Uçkulan], Hatuvlanı Haci-Umar [Kobu Başı], Bagatırlanı Lallüv [Eski, Cögetey]; busagatda usta cırlab igi bilgenle: Özdenlanı Abugaliy [Sarı-tüz], Hubiylanı Kasım [Ciñirik], Bostanlanı Batdal [Karaçay Şahar], Kagıylanı Mahamet, dagıda, başhaladıla.